Ağrınızla Aranızdaki İlişki

Ağrılarınızla aranızda ki ilişkiniz bitmeyen bir birlikteliğe dönüştüyse, bir türlü geçmeyen uzun süreden beri var olan ağrılarınız varsa diğer bir deyişle tıp dilinde kronik olarak adlandırılan bu ağrıya sizde sahipseniz çözümü uzaklarda değil kendi içinizde aramalısınız derim. Unutmayalım ki her insan kendi doktoru veya fizyoterapistitir. Şimdi ağrıyla alakalı diğer konulara bakalım.

Kronik Ağrı Neden Oluşur ?

Genellikle fiziksel ağrı bir insanı hala duygusal bir iş olduğu konusunda uyarmak için işlev görür ve sinir sisteminde çözülmemiş bir travmanın bir işareti olabilir. Bir kişi bir travmanın duygusal etkisini yaşayıp üzülse bile sinir sistemi hala farkında olmadan hayatta kalmak için uyaran durumda olabilir. Buna vücudun hayatta kalmak için bizlere verdiği bir şansta diyebiliriz.

Yapılan bilimsel ve akademik araştırmalar, kronik ağrıya sadece fiziksel yaralanmaların değil aynı zamanda stres ve duygusal sorunlardan da kaynaklanabileceğini göstermiştir. Özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) oluşmuş bir bireyin yaşadığı travma sonrası kronik ağrı geliştirme riski aynı şartlara sahip ancak Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşamayan kişiye oranla daha yüksek olduğu Bilim Dünyasınca kabul görmüştür. Yani stresli olmak yüksek ağrı hissetmek veya daha fazla ağrıyla mücadele etmek demektir diyebiliriz.

Kronik Ağrı Nedir ?

Kronik ağrı, doğal iyileşme sürecinin izin vermesi gerekirken fizyolojik sistemle uyumlanamayan bir problemden ötürü geçmeyen uzun süreli fiziksel ağrı olarak tanımlanabilir. Peki geçmeyen ve kronik olarak adlandırılan bu ağrı vücutta nelerden kaynaklanıyor olabilir ?

  • Yaralanma
  • Fiziksel veya duysal travma
  • Beslenme bozuklukları
  • Hareketsiz dediğimiz sedanter yaşam
  • Nevraljiler ve Nöropati olarak adlandırılabilecek sinir sistemi bozuklukları
  • Çevresel faktörler
  • Mesleki şartlar
  • Genetik kökenli aktarımlar sonucu oluşan bozukluklar
  • Ağrının kaynağını yanlış yerde arama
  • Vücutla aynı dili konuşamama
  • Vücut kinetik hareket bozuklukları
  • Doğru yara iyileşmemesi vb.

Ağrının Sebebi Patolojik, Fizyolojik veya Anatomik Bozukluk Değil İse ?

Peki ya hiç bir fizyolojik, patolojik, anatomik bozukluk yoksa ve bu rahatsızlıklardan her hangi biri kronik ağrının sebeplerinden değil ise ?

Kronik ağrı yaşamı demir parmaklıklar arkasına hapseden bir bozukluktur aslında bunu özellikle yaşayanlar çok iyi bilir. En mutlu anınızda dahi asla onu unutmamanızı isteyen gizli bir düşmandır aslında vücudunuza. Kişinin rahatça hareket etme kabiliyetini zayıflatabilir, normal işleyişini engelleyebilir ve rahatlama arayışıyla birlikte çok daha büyük bir problem olacak ağrı kesici, kas gevşetici kısacası kimyasal bir bağımlılığa neden olabilir. Bu kimyasalların da sürekli kullanımıyla vücut bu ilaçlara adaptasyon geliştirdikçe bunların da çözümsüz kaldığını görmek kişiyi genellikle umutsuzluk, depresyon ve kaygı gibi duygusal bozukluklara iterek içinden çıkılmaz bir bataklığa sürükleyebilir.

Bilimsel Çalışmalarla Kronik Ağrı

Birçok kişi en basit haliyle duygusal bozuklukların ya da ani duygusal değişikliklerin ve duygusal stresin;

  • Mide bulantılarına
  • Bağırsak ve mide sendromu gibi sindirim sistemi hassasiyetlerine ve
  • Baş ağrısı gibi genel ağrılara neden olabileceğini zaten biliyor.

Ancak bunun diğer fiziksel şikayetlere, hatta ve hatta en önemlisi kronik bir ağrıya neden olabileceğini bilmeyebilir.

Duygusal Sebepler Kronik Ağrıya Neden Olabiliyor

Fazla mesai, daha endişeli ve stresli olmak, kasların normalden daha gergin hale gelmesini zamanla da yeteri kadar performans sağlayamayacak olması kronik ağrıda duygusal değişikliklerin ispatıdır aslında. Özellikle duygusal değişimlerle birlikte hissedilen ağrılarda kronik ağrılarda ki duygusal değişimlerin bir diğer ıspatı olabilir nitelikte.

Daha belirsiz bir şekilde, çözülmemiş duygusal sorunlar nedeniyle psikosomatik semptomlar veya stresle ilişkili semptomlar gelişebilir. Bunlar yeni keşifler değildir. Araştırmacılar bu bağlantının önemi nedeniyle akıl / beden karşılıklı ilişkisini uzun yıllardan bu yana inceledi hala da incelemektedir. Araştırma uzmanları travmatik bir olay yaşamanın ağrının gelişimini etkileyebileceğini fark ettiler. Aslında, kronik ağrılı hastaların yaklaşık% 15-30’unda Travma Sonrası Stres Bozukluğu olduğunu saptadılar. Yani geçmeyen ve kronik olarak adlandırılan ağrıların altında bir duysal bozukluk saptadılar. Bu durum da bir önce ki paragrafta belirtmiş olduğumuz gibi duygusal değişimlerin ağrı üzerinde ki etkisini bir kez daha ispatlamakta.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu ( TSSB ) Nedir ?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu diye adlandırılan TSSB’nin yıllardan beridir net bir tanımı yapılamamakta. Bunun sebeplerinin ise travma kelimesinin karmaşıklığı duygu olarak adlandırılan bir diğer karmaşık fizyoloji ile birleşmesi olsa gerek.

Çoğu araştırmacı TSSB’nin travmanın kesin bir tanımını yapamamakla birlikte tipik bir travma tepkisinin;

  • Fiziksel olarak uyuşma
  • Aşırı uyarılma
  • Aşırı uyanma
  • Kabuslar
  • Günlük yaşamda ortaya çıkabilecek olaylara karşı tutarsız ve anormal tepkiler
  • Çaresizlik ve sürekli kaçınma tipi davranışlar

gibi fizyolojik ve psikolojik belirtileri içerebileceği konusunda hemfikirler.

Dünyaca ünlü Psikolog ve Travma Uzmanı Peter A.Levin’e göre bu durum; “Algılanan bir tehdide cevap verme becerimizin bir şekilde ezici olduğu” açıklaması bu kuramında bir ispatı niteliğindedir aslında.

Travmatik Olaylarda Sinir Sistemimiz Nasıl Tepki Verir ?

Travmatik bir olay sırasında, sinir sistemi hayatta kalma moduna geçer (sempatik sinir sistemi) ve bazen yeniden normal, rahat moduna dönme konusunda zorlanır (parasempatik sinir sistemi). Sinir sistemi hayatta kalma modunda kalırsa (sempatik sinir sistemi) kortizol gibi stres hormonları sürekli salınır ve kan basıncında ve kan şekerinde artışa neden olur ve bu da bağışıklık sisteminin iyileşme kabiliyetini azaltır. Bir diğer deyişle sempatik dediğimiz hayatta kalma sisteminin sürekli olarak aktif olması hastalığa ve ağrıya daha yatkın olduğumuz manasına gelir. Buda vücut sürekli sıkıntı yaşadığında fiziksel belirtiler farklı şekillerde ortaya çıkmaya başlar demektir.

Travmanın kronik ağrı ile güçlü bir bağlantı içerisinde olduğu keşfedildiğinden psikoterapi ve fizik tedavi-fizyoterapi kombinasyonu şeklinde ki bir çalışma stres ve kronik ağrıyı gidermede en mantıklı ağrı yönetimi seçeneğidir aslında. Nitekim Avrupanın genelinde bir çok ülkede ağrı kliniklerinde bu şekilde uygulamalar mevcuttur. Özellikle;

  • Psikonöroimmünoloji
  • Osteopati
  • Egzersiz
  • Manuel Ortopedik Terapi
  • Kasları harekete geçirmek ve daha fazla katkı sağlamak adına gün ışığında yürüyüş vb.
  • Doğru beslenme ve doğru çevresel yaşamsal düzenlemeler

gibi holistik (bütüncül) yaklaşımlar kronik ağrıların çözümlenmesinde büyük katkı sağlayacak yaklaşımlar bütünüdür.

Sağlıklı günler.



bir soru sorun


Gelen Sorular




TELEFON NUMARANIZI BIRAKIN
SİZİ ARAYALIM


 

close-link
WhatsApp WhatsApp
Hemen Ara
Yol Tarifi