Zehirin Tatlı Yanı Şeker!

Üzüm suyu konsantresi, sahte bal, mısır şurubu, glikoz şurubu ve akçaağaç şurubu gibi rafine edilmiş veya basit şekerler, günümüzde oldukça fazla tüketilmektedir. Fazla tüketilmesi de doğal olarak kan şekerini baskılar, insülin direncini azaltır ve buna bağlı olarak iç organlar ile diğer dolaşım ve bağışıklık sistemi gibi sistemleri tahrip eder, bu sistemler üzerinde stres yaratır.

Metabolizmik problemler meydana gelir ve yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bunun önüne geçilmesi de ancak doğru beslenme ve beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ile sağlanabilir.

Şeker Sadece Diyabeti Tetiklemez, Kimi Zaman Ölümcül Olabilir!

Diabet, Hiperglisemi ve Hipoglisemi gibi kan şekeri seviyelerinin sürekli sabit kalması gereken hastalıklarda bu durum daha yıkıcı olabilmektedir. Bu nedenle basit şeker oranı yüksek besinlerden kaçınmak ve şeker diyeti çok önemli bir adım olabilir. Bunlar sadece basit şeker için simüle edilmiş gerçeklerdir. Bir de bunların diğer şeker veya yağ içeren besinler ile birlikte aynı öğünde alındığını düşünsenize! Durum bir felakete dönüşebilir ve halk dilinde şeker koması olarak bilinen diyabetik koma meydana  gelebilir.

Şeker ile kafeinin birlikte tüketilmesi de bu bağlamda büyük bir sağlık sorunu tetikçisi olarak görülebilir. Özellikle bol şekerli kafein içeren kahve, çay, kola ve enerji içecekleri, gerçekten de oldukça tehlikeli. Bu durumda, beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz ve özellikle şeker, kafein ortaklığı olan besinlerden ve atıştırmalıklardan uzak durarak doğru beslenme konusunda kendinizi şartlamanız gerekir.

Psikonöroimmünoloji Bir Çözüm mü?

Modern tıbbın en önemli alanlarından olan psikonöroimmünoloji, özellikle şeker ve kafein kullanımından kaynaklanan ve bir çeşit geri dönüşü zor olan hastalıklara iyi bir çözüm olabilir. Ruh hali farklılıkları, psikotravmatik bozukluklar ve özellikle de kadınlarda PMS (adet öncesi sendrom) gibi ciddi rahatsızlıklar, aşırı şeker kullanımından ve kafein eklenmesinden kaynaklanabilir ve bu bağlamda beslenme alışkanlıklarınızı tekrar tekrar gözden geçirmeniz gerekebilir. Çözüm olarak da en yakın zamanda psikonöroimmünoloji alanında eğitimini tamamlamış bir klinik psikonöroimmünolog’a görünmeniz ve tavsiye almanız gerekebilir.

Karbonhidrat Tüketimine Son!

Şekerin ana kaynağı olan karbonhidratlar, özellikle ekmek ve unlu ürünlerde yer alan kimyasala bileşenlerdir. Bu bileşenlerin tüketimi kandaki şeker oranını artırır ve alınması gereken protein ve yağ  gibi besinlere olan ihtiyacı azaltacağı için metabolizma için büyük sorunlara neden olabilir. İşlenmiş ürünler, ambalajlı yiyecekler, hazır ve fast food yiyecekler, genellikle sükroz, üzüm konsantresi, laktoz, fruktoz, glikoz, glikoz şurubu, mısır şurubu ve maltoz gibi şeker takviyelerini içerir. Bu takviyelerin varlığı, zaten vücut için zehir olan şekerin, daha da güçlendirilerek önümüze servis edilmesine neden olur. 
Doğru beslenme noktasında üzerimize düşeni yaparak yani; hazır yiyecek, ambalajlı ürünler, raf ürünleri, katkı madde içeren ürünler gibi yiyecekleri ve atıştırmalıkları terk ederek veya en aza indirgeyerek sağlığımız için en doğru adımı atabiliriz. Özellikle beslenme ile birlikte doğru hareket ve egzersiz kombinasyonu  ile  fizyoterapist’inize danışmak başarı oranınızı yükseltecektir ve başarıda ki kalıcılığı arttıracaktır. Bunu başarabiliriz!

Sağlıklı günler.



bir soru sorun


Gelen Sorular




TELEFON NUMARANIZI BIRAKIN
SİZİ ARAYALIM


 

close-link
WhatsApp WhatsApp
Hemen Ara
Yol Tarifi